Koyu Mavi Siyah Mavi Yeşil Truncu Pembe Kırmızı Mor
buyukkisla.net :: Başlığı Görüntüle - Molla Beşir ve Beşliler
 Pano KılavuzuPano Kılavuzu   AramaArama   GruplarGruplar   HesabınızHesabınız   Özel MesajlarÖzel Mesajlar   Giriş YapGiriş Yap 
Molla Beşir ve Beşliler

 
Bu forum kilitlenmiştir; yeni bir konu açamazsınız, cevap göndermez, iletileri değiştiremezsiniz   Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz    Mesaj Panosu -> BÜYÜKKIŞLA GENEL Sayfayı Yazdır
« Önceki konu :: Sonraki konu »  
Mesaj Yazar
İletiTarih: 15 Mar Cum, 2013 9:21 pm    İleti konusu: Molla Beşir ve Beşliler Alıntıyla Cevap Gönder

Mahmut KELECİOĞLU'nun Kitabından alınmıştır

Anadolu'da eşkıyalar çoğalıyor, devletin de bunlara karşı hiçbir etkisi olmuyordu. Köyler eşkıyalar tarafından soyuluyordu. Halkta bir huzursuzluk başlamıştı. Fakat tüm bu olanlara rağmen, eşkıyalar bizim köye giremiyordu. Çünkü köylünün tamamı silahlıydı. Merhum Hacı Ali Karahan'ın köyde çeşitli mallar satan bir dükkanı vardı. Kendisi aynı zamanda köyün muhtarıydı.. Bir gün Hacı Ali, eşkıyaların kol gezdiği dönemde, yanında silahlı köy korucusu ile birlikte Toraman'a giderken, eşkıyalar tarafından kıskıvrak yakalanıp, atlarının üzerinde köye getiriliyorlar. Hacı Ali, bağlı olduğu atın üzerinden köy halkına şöyle seslendi:
Ey sevgili köylülerim; beni seviyorsanız ve sağ kalmamı istiyorsanız, tek bir kurşun bile atmayınız. Kurşunlara karşı, beni ve korucum u öldürürler. Giden benim malımdır.
Eşkıyalar, Hoca Ali'nin dükkânında ne varsa çuvallara doldururlar. Yanlarına Hacı Ali ve korucuyu da beraberlerinde götürürler. Hacı Ali ve korucu, bir gün sonra perişan halde köye geldiler. Bu eşkıyalara Beşler adı verilmişti. Köye bir defa, çadırlarımıza da iki defa geldiler. Her gelişlerinde de ben vardım. Çatmapınar'a yaylalardan gelmiş her oba, ayrı ayrı pınarların kaynaklarının başına çadırlarını kurmuşlar, ekinlerin biçilip, meraların boşalmasını bekliyorduk. Bir gün, koyunların sütü sağılırken, beş atlı jandarma, ayrı kol tarafından at sürerek geldiler. Çobanları, asker kaçağı oldukları gerekçesiyle yakaladılar. Molla Beşir Efendi'nin Oğlu Kurali araya girdi ve bir miktar para vererek adamlarımızı kurtardılar. Bu gelişleri, Hacı Ali'nin dükkanını soymalarından bir yıl sonraydı. Bizim çadırlardan ayrılıp giden Beşler, Esebey köyüne gitmişler. Erkekleri camiye doldurup,tüm köyü soymuşlar, daha sonra da hakaret etmişler. Başka bir gün de Doburcalı'ya gitmişler, orada da erkekleri camiye hapsedip, evleri soymuşlar ve hakaretler etmişler. Bu haberleri bizim köy halkı, muhtar ve köyün büyükleri günü gününe öğreniyordu. Hükümet bunlara hiçbir şekilde önlem alamıyordu. Bu eşkıyalar, bizim çadırlardan ayrıldıktan 4-5 gün sonra yine geldiler. Ben onların gelişini oyun oynarken gördüm ve hemen çadıra kaçtım. Bizim obamız, Hamisin
obası ile birlikte, karışık bir şekilde orta yurtta bulunuyordu. Ben
çadıra kaçınca, annem beni Görüyorsun çadırlarda hiç erkek yok.
Git onları karşıla, ne istediklerini sor diyerek azarladı. Gidip
karşıladım. Benden Hamısın çadırlarının nerde olduğunu göstermemi
istediler. Onları istedikleri yere götürdüm. Eşkıyalar, Çandırlılardan,
ekin biçen 10 kişiyi de asker kaçağı diyerek yanlarında getirmişlerdi.
Hamisin çadırına gelen eşkıya başı, Hamisin hanımı Sultan Bibim den, Hamisin mavzer tüfeğini istedi. Hanım bilmediğini
söylüyor, fakat eşkiya başı bibimi sıkıştırıyordu ki tam bu sırada Molla
Beşir Efendi (Muhtar) ile Hamis, eğersiz bir ata binip gelmişlerdi.
Eşkiya başı isteğini tekrarladı ve eğer silahı vermezlerse önce muhtarı
sonra da kendisini döveceğini söyledi. Yine silahı vermeyince, muhtarı falakaya yatırdılar. Hamis, mavzer tüfeğini sakladığı yerden
çıkarıp verdi. Bu arada eşkıyalar bana ve Beşir Efendi'nin Ibrahim'e
kuyudan su taşıttırıyorlardı. Eşkiyalar mavzeri aldıktan sonra bütün
çadırları dolaşıp silah aramaya başladılar. Bu arada çadırlarda bulunan kadınlarla konuşup silahların yerlerini soruyorlardı. Bu işlerden
sonra, eşkıyaların başefendi dedikleri eşkiya başı ile muhtar bir süre uzaklaşıp baş başa görüştüler. Muhtar hemen bir adam gönderdi ve sürüden bir kuzu getirtti. Kuzu kesildi, yüzüldü ve dışarda herkesin görebileceği bir yerde ocak yapıldı. Kuzu orda pişecekti. Beşir Efendi, Topal Ağa'yı (Kara Mehmed'in amcası) bir ata bindirerek, Soğucak'ta arpa biçenlerden, eşkıyaların atları için arpa almak üzere gönderdi.
Kendisi de başefendi ile sohbete koyuldu. Kuzu, çadırın dışında, herkesin görebileceği bir yerdeki ocakta pişiyor ama ocağın başına beşlerden başka kimse gidemiyordu. Öyle ki, yemeğin tuzunu bile onlar koyuyorlardı. Atlara arpa geldi. Beşir Efendi yine Topal Mehmet Ağa ile konuşmaya başladı. Topal Mehmet Ağa, çadırların arkasındaki dereye gitti. Biz de deredeki kuyudan eşkıyalara su taşıyorduk Etrafımızdaki obalardan adamlar gelmiş ve Topal Mehmet Ağa ile konuşuyorlardı. Biz orda eşkıyalara hizmet ederken, Topal Ağa gelip bize bir görev verdi. Bize dedi ki Beşler çadırın önünde yemek yiyecekler. Diğer obalardan gelen köylüler de çadırın arkasında duracaklar. Beşir Efendi Lika diye bağırınca, çadırın arkasında duranlar beşlerin üzerine atlayacaklar ve ellerindeki iplerle onları bağlayacaklar. Hamisin hanımı da, eşkıyaların açıkta duran tüfeklerini kucaklayıp, dereye doğru koşacak. Siz de burada Yettim ha, bağlayın diye bağıracaksınız.Biz bu sözleri duyunca, kalbimiz küt küt atmaya başladı. Akşam olunca, bizim obada, Hamisin evindekiler dışında herkes çocuklarını da alarak Zeynebin Dağına doğru, ormana girerek saklandılar. Ay her tarafı gündüz gibi aydınlatıyordu. Koyun sürüleri de çadırın önüne gelmek üzereydi. Beşler, Hamisin üçgözlü çadırının önünde kuzuyu yemek üzere sofraya oturdular. Beşir Efendi de onlarla birlikte sofraya oturdu. Başefendi az yiyip sofradan kalktı. Beşir Efendi de onunla birlikte kalktı ve başefendi'nin elini yıkamak üzere su dökerken Lika diye bağırdı ve ortalık karıştı. Biz Yettim ha, bağlayın ha diye bağırırken, tek el silah sesi duyuldu. Daha sonra ortalık yatıştı. Herkes silahlıydı ve çadırın arkasında ellerinde kendirden iple duranları gördüm. Beşleri boğarak öldürmüşlerdi. Çadırın önünde beş tane ölü yatıyordu. Eşkıyaların Çandırdan asker kaçağı diyerek getirdikleri adamlar da kaçmışlardı. Beşir Efendi, Halil Demirci, Mustafa Kıralı (Beşir Efendi'nin çok okumuş bir kardeşi) ve köyden gelen deneyimli kişiler, toplandılar ve bu olayı hükümete haber vermeye karar verdiler. Felahiye karakol komutanlığına ve Boğazlıyan Savcılığına, Beşlerin çadırlardan, iki kadın, iki at, iki yorgan ve 100 altın istediklerini, civar köyleri soyup köylülere hakaret ettiklerini, daha sonra da çıkan arbede de öldürüldüklerini bir zabıt tutarak bildirdiler. Esebeye adam gönderip kendilerine yapılan hakaretlere ve Türkmen kadınlar hakkında yapılan konuşmalara tanıklık edecekleri çağırdılar. Ayrıca Doburcaali köyüne de adam gönderilip, bu olaylara şahitlik yapılmasını istediler. Güneş doğarken, Esebeyliler, Doburcaalililer geldi. Öğleye doğru da, Felahiye jandarma komutanı, savcı ve doktor geldi. Yapılan soruşturma neticesinde, tanıkların ifadesinin inandırıcı olduğuna da kanaat getirilerek, eşkıyaların öldürülmesinin doğru olduğu sonucuna vardılar. Beşler, yolun kenarındaki bir yarın içine defnettiler ve ertesi gün bütün obalar Çatmapınar dan ayrıldı.

Yeni Üye


Kayıt: Jan 24, 2010
İletiler: 50

Durum: Çevirim Dışı
Tuttuğu Takım

Ruh Haliniz

Seviye:5
 
 
0 / 81
38 / 38
12 / 13

Kullanıcı bilgilerini göster Özel mesaj gönder
Başa dön
İletileri göster:   
Bu forum kilitlenmiştir; yeni bir konu açamazsınız, cevap göndermez, iletileri değiştiremezsiniz   Bu konu kilitlenmiştir; cevap yazamaz, iletileri değiştiremezsiniz    Mesaj Panosu -> BÜYÜKKIŞLA GENEL Saatler GMT +1 zaman dilimine göredir
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki iletilere cevap veremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi değiştiremezsiniz
Bu forumdaki iletilerinizi silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu foruma eklenti dosyaları gönderemezsiniz
Bu forumdaki dosyaları indiremezsiniz


Etiketler : molla besir ve besliler

Powered by phpBB © 2001, 2005 phpBB Group & PNT Nuke
Forums ©
Top